Bu sayıyı dergide okuYalnızca bu yazının PDF sayfaları gösterilecek: 18–19
DERGİDE OKU
Bu yazıyı dergide okuMakale sayfaları: 18–19
PDF okuyucuyu aç

Orta Çağ boyunca ticaretin en önemli güzergahlarından olan İpek Yolu’nun gerek Türkistan’daki bağlantısı gerek Avrupa’ya giden yolları her daim savaş sebebi olmuştu. İpek Yolu’na yakın coğrafyalarda bulunan devletler daha fazla gelir için daha fazlasına sahip olma prensibiyle hareket etmişlerdir. İpek Yolu için en çok savaşan devletler Doğu Roma İmparatorluğu (330-1453) ve Sasani Devleti (226-651)’ydi. Bu iki devlet mütemadiyen savaşıyordu. Türkler bu noktada ittifakların sebeplerinden ziyade çıkarlarına göre hareket etmiştir. Bu minvalde Türk-Sasani ittifakı sonrası Türk-Roma ittifakı görülebilmiştir. Makale konusu gereği Doğu Roma ve Sasani savaşlarında Türk Kağanlığı’nın rolüne odaklanacaktır.

Orta Çağ’da Savaş ve Barışın Doğal Bir Sebebi Olarak: İpek Yolu

“İpek Yolu’nun bir kısmı denizden olmak üzere birçok güzergahı vardır. Arkeolojik kazılarda bulunan tarihi eserler, Sibirya’nın güneyinden geçen ve ‘’Kürk Yolu’’ adıyla anılan kuzeydeki güzergahın en eskisi olduğunu ortaya koymaktadır. İpek Yolu’nun ana güzergahı Çin’i, Türkistan ve İran üzerinden Mezopotamya’ya, oradan da Antakya ve Sur limanlarına bağlayan kara yoludur.’’ (Bozkurt, 2000: 369).

‘’Yaklaşık bin yıl kadar hüküm süren ve modern araştırmacıların adlandırmasına göre Bizans ismini taşıyan Doğu Roma İmparatorluğu İpek Yolu’nun Anadolu, Akdeniz, Avrupa bağlantısının ekonomik ve askeri kontrolü için tarih sahnesinde mücadele etmiştir. Kuruluşundan itibaren Bizans’ı bu konuda en çok uğraştıran güçlerin başında Sasani İmparatorluğu (224-651) gelmektedir. Çünkü adı geçen devletin hakimiyet sahası İran, Irak, Ermenistan, Kafkaslar, Doğu Anadolu, Suriye’nin bir kısmı, Pakistan, Afganistan, Orta Asya ve Arabistan’dı.’’ (Uyumaz, 2017:145).

Öte taraftan Türkistan’da da yolun yönü ve gelirlerin paylaşımı için çok sayıda savaş yapılmıştı. İleride de değinileceği üzere Türk Devleti’nin Batı taraflarını idare eden İstemi Yabgu, yolun yönü ve gelirleri için Sasanilerle birliktelik kuracak, Ak Hun Devleti’ni yıkarak Ceyhun Nehri sınır olmak üzere Sasanilerle adı geçen devletin topraklarını bölüşmüştü. Yine Doğu Roma İmparatorluğu yolun gelirleri nedeniyle yönünü değiştirecekti.

Doğu Roma İmparatorluğu’nun yol için en büyük rakiplerinden biri de Cumhuriyet Dönemi Müslümanlarıydı. Uyumaz’a (2017:150) göre Müslümanlar, Sasanilerden daha büyük tehditti. Çünkü Bizans Sasanilere karşı ne kadar zor durumda kalırsa kalsın Suriye’den çekilmek zorunda kalmayacaktı. Fakat Halife Ebubekir Dönemi’nde (632-634) başlayan ve Yermük Savaşı’yla (636) biten süreç Doğu Roma İmparatorluğu için Suriye ve Filistin gibi önemli bölgelerin kaybıyla sonuçlanacaktı.

Türk Devleti Savaşa Dahil Olmadan Önceki Genel Seyir

Sasani İmparatorluğu’nun ikinci hükümdarı 1. Şapur Devri’nde (240-272) 256 yılında başlayan Sasani – Roma Savaşları mütemadiyen devam etti. “Romalılar, Nursih Dönemi’nde (293-302) başkent Medain’e kadar girdiler, Ermenistan ve Dicle’nin batısını ele geçirdiler. 2. Şapur Devri’nde (309-379) Sasaniler baş düşmanları Romalılara karşı bir dizi sefere çıkarak büyük zaferler kazandı.’’ (Naskali, 2010: 246).

  1. Şapur’dan sonra devlet yönünü doğuya çevirdi. VI. yüzyılda Sasani İmparatorluğunda taht kavgaları etkisiyle büyük bir iç karışıklık meydana gelmişti. VII. yüzyıl ise Doğu Roma’nın en karanlık dönemlerinden biridir. (Reazaei, 2017:18)

Sasani Devleti’nin bu dönemde Roma İmparatorluğu dışında diğer bir rakibi de Ak Hun Devleti idi. Kurulduğu zamandan itibaren Sasaniler üzerinde tahakküm kurmaya, İpek Yolu ve yönü üzerindeki şehirleri hakimiyetleri altına alma fikrini benimseyen Ak Hunlar zamanla Sasanilerin iç işlerine karışmaya başlamışlardı. 370-375 tarihleri arasında giriştikleri mücadele sonunda Soğdiyana bölgesini elde eden Ak Hunlar, böylece Sasani Devleti’nin kuzeydoğu komşuları olmuşlardır (Aydın, 2021: 64).

Bu tarihten itibaren Sasanilerin iç işlerine karışacak, tahta çıkacak kimseleri belirlemeye kadar gidecek hamlelerde bulunacaklardı. Bunun en önemli sonuçlarından birisi de İran’ı büyük ölçüde etkileyen Mazdek İsyanı olacaktı. Mazdek İsyanı’nın temelinde Sasanilerin Ak Hunlarla yaptığı savaş karşımıza çıkmaktadır.

  1. Firuz, Ak Hunlarla savaşmış, ordusu dağıtılmış, kendisi de yenilmiş ve ölmüştü. 1. Firuz’dan tahta çıkan 1. Kavad Devri ise Sasanilerin büyük problemlerle boğuştuğu bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Ak Hun Devleti Sasanilere karşı olan bu üstünlüklerini anne tarafından bir Türk olan 1. Hüsrev Anuşirvan Dönemi’ne kadar sürdüreceklerdi.

Hüsrev Anuşirvan tahta çıktığında uzun süredir İran’ın başına bela olan Mazdek isyanlarını sonlandırarak İran’ı içinde bulunduğu bu sosyal ve siyasi bunalımdan kurtaracaktı.

Doğu Roma ve Sasaniler arasındaki savaşlar bazen iki devletin himaye ettiği devletlerin tartışması sebebiyle (Kassani ve Hire Devletlerinin Nayre Bölgesi meselesi örneğinde olduğu gibi1), bazen bir tarafın başka bir bölgede askeri hareketlilik içerisinde bulunmasını fırsata çevirmek niyetiyle cereyan ediyordu. Bu hareketlilik zamanla Arap istilasının kolaylaşmasına neden olacaktı.

Bu savaşlar bazen gereğinden uzun sürüyor ve sebepsiz kalıyordu. Kafesoğlu (2021:99)’na göre Heraklios’un Sasani başkenti Mada’in (Ktesiphon)’e kadar uzanan seferleri Sasanilerin son mecalini de kırmıştı. Bundan sonra İran’da gelişecek olan Arap istilasına sebep olan bu savaşlar silsilesine dair verilere Kur’an-ı Kerim’de rast gelinmektedir.2

Türk Kağanlığı – Sasani İttifakı

Türk Kağanlığı kurulduğunda Bumin Han, kardeşi İstemi’ye Batı taraflarını yönetmesi için görevlendirmişti. Gök Türkler, İstemi Han liderliğinde batıda başarılı fetihler yapmıştır (Güçlüay, 2009: 50).

“Kaynakların ifadesine göre bugünkü Doğu Türkistan’ın doğu ucunda bulunan Hami şehrinden, Karadeniz’e kadar uzanan geniş sahada İstemi Yabgu’nun idaresinde idi. İstemi Yabgu, ağabeyi Bumin ve onun oğullarının doğuda devletin sınırlarını genişlettiği sırada, batı bölgelerinde büyük çapta fütuhat hareketlerine girişmişti. İlk önce Altay Dağlarının batısından başlayarak Hazar Denizine kadar uzanan sahada dağınık vaziyette yaşayan Töles ve On Ogur boylarını itaatini altına aldı.’’ (Taşağıl, 2012: 31).

Bu askeri harekatlar sonucunda Türk Kağanlığı Ak Hun Devleti ile sınır komşusu oldu. Bölgenin ticari hayatında etkin olan Ak Hun Devleti Göktürkler için ayrı bir tehlike oluşturmaktaydı. (Güçlüay, 2009: 50).

Göktürk Devleti Ak Hunları ortadan kaldırmak için Sasanilerle ittifak yaptı. Ceyhun Nehri sınır kabul edilerek Ak Hun toprakları paylaşıldı. Neticede Maveraünnehir, Fergana’nın bir kısmı, Kaşgar, Hoten ve Batı Türkistan’ın en önemli şehirleri Göktürk Devletine bağlandı. Dolayısıyla meşhur İpek Yolu ve bu yolda ticaret yapan Soğdlular İstemi’nin eline geçmişti (Taşağıl, 2020: 136).

‘’557 yılında Ak Hun Devleti yıkıldıktan sonra Göktürk Devletini batı topraklarında sınır komşusu olan Sasaniler ise İstemi Yabgu’ya vergi vermeye başlamıştı. Ancak Maveraünnehir ticaret yolunu tamamen ele geçirmek Sasani Hükümdarı Anuşirvan ülkesinin toprakları üzerinden Akdeniz limanlarına ve Bizans’a yapılan ipek ticaretini durdurdu. Böylelikle ticarette uğraşan Soğdlular zor durumda kalmış, Göktürkler Devleti de ipek transit vergisinden mahrum kalmıştı.

Söz konusu bu gelişmeler akabinde Göktürk ülkesinden Sasanilere elçilik heyetin yollanması uygun görülmüştür. Göktürk hakimiyetinde yaşayan Soğdlar, Sasani ülkesine seyahat edebilmek ve Medlere ham ipek satabilmek için izin talebiyle İstemi’ye başvurmuşlar, istekleri uygun görülünce bir elçilik heyeti oluşturulmuştu. Ancak Sasani hâkimi Anuşirvan ile görüşen heyet bir netice elde edememiş hatta Sasani ülkesine getirilen pamuk heyetin gözü önünde yakılmıştı.

Hadisenin İstemi’ye anlatılmasından sonra Türk elçileri Sasani ülkesine yollanmıştı. Çünkü İstemi düşmanlık yerine dostane ilişkiler arzulamaktaydı. Ancak bu kez de birkaçı hariç yemeklerine zehir konulmak suretiyle elçiler öldürülmüşlerdi. (Berber, 2017: 39-40)

Anuşirvan heyetin İran sıcağına dayanamadıkları için öldükleri yalanını yaymıştı. İstemi, bu yalana inanmamış olmasına rağmen yine de Sasanilerle münasebetlerini hemen kesmedi. Soğdlu tüccar Maniakh’ın tavsiyesiyle yeni müttefik arama yoluna gitti. 567 yılında adı geçen Soğdlu başkanlığında bir heyeti Hazar Denizi’nin kuzeyi, Kafkasya üzerinden Bizans’ın başkenti İstanbul’a gönderdi.’’ (Taşağıl, 2012:32).

Türk Kağanlığı – Doğu Roma İttifakı

‘’Gök Türk elçileri ellerinde bir Türkçe (İskitçe) mektupla vardıkları İstanbul’da çok iyi karşılandılar. Bizans’a ilk defa bilinmeyen bir ülkeden elçi geliyordu. Elçiler yanlarında çok kıymetli hediyeler de getirmişlerdi. İstemi’nin gönderdiği mektup, İmparator 2. Justinos’a okundu’’ (Taşağıl, 2020: 136).

Maniakh liderliğindeki elçilik heyetine cevaben Zemarkhos başkanlığında bir Bizans heyeti yollandı. ‘’Doğu eyaletlerinin yönetiminden sorumlu olan Zemarkhos’un liderliğindeki bu heyet 568 yılında Göktürk ülkesine gönderilmiştir. Zemarkhos, Kafkaslar üzerinden Hazar Denizi ve Aral Gölü arasından geçmek suretiyle Gök Türk ülkesine gelmiş ve Ak-dağ’da İstemi ile görüşmüştür.

Zemarkhos’un elçiliğine dair kaynaklardan anlaşıldığına göre Gök Türkler elçilere oldukça değer vermekteydiler. Gelen elçiye kımız ya da mayalanmış kısrak sütü ikram edilmişti. Ayrıca söz konusu kayıtlarda Bizans elçileri Türkler hakkında kendilerine anlatılan pek çok unsurun doğru olmadığını ifade etmekteydiler. Çünkü elçilerin kabul sırasında etrafta gördükleri heykel, yemek takımları gibi kıymetli eşyaların Bizans’taki örneklerinden geri olmadığı, Türklerin bilindiği gibi kaba insanlar olmadıklarını vurgulamışlardı.’’ (Berber, 2017: 40).

Zemarkhos’un bu seyahatini konu alan seyahatnamesi dönem için önemli bir kaynaktır. Zemarkhos’tan sonra da Bizans’la demokratik ilişkiler devam ettirilmiştir. Sırasıyla Anakaste adlı bir Türk Bizans’a gönderilmiş, sonra Eutyhios, Zemarkhos’tan sonra da Bizans’la demokratik ilişkiler devam ettirilmiştir. Sırasıyla Anakaste adlı bir Türk Bizans’a gönderilmiş, sonra Eutyhios, ziyaret eden Heredion ve Sicilyalı Paul gibi Bizans’a elçiler Gök Türk ülkesine gelmişlerdir. (Berber, 2017: 41)

Türk ve Doğu Roma Ordularının Sasanilere Saldırısı

‘’İstemi, Bizans ile iş birliği yaparak Anuşirvan’ı İpek Yolu’nu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya ulaşmış 571 yılında Sasani – Bizans çatışması başlamış; hakimiyetlerini Harezm üzerinden Kafkasların kuzeyindeki Kuban Irmağına kadar yaymağa çalışan ve ayrı ayrı Türk idarecilerin emrinde olmak üzere ülkeyi 8 bölge halinde ellerinde toplayan Göktürkler o sıralarda Azerbaycan’a da girmişlerdi. Fakat müdahale durakladı.’’ (Kafesoğlu, 2021: 99).

Taşağıl’a (2020:136) göre Türkler yaptıkları anlaşmaya harfiyen uymuşlar; Sasaniler üzerinde baskı oluşturmuşlardı. Bizanslılar hiçbir şey yapmadıkları gibi Gök Türklerden kaçan Avarlara dostluk kurmuşlar, onlara yerleşecek araziler vermişlerdir. Bizanslıların anlaşmayı bozan bu davranışları 576 yılında İstemi’nin ölümü sıralarında İmparator 2. Tiberius tarafından gönderilen elçi Valentinos’u Aral Gölü havalisinde karşılayan Türk Şad tarafından suçlanmasından anlıyoruz. (Taşağıl, 2020: 137-138)

Ayrıca, Taşağıl’a (2020:138) göre İstemi’nin ölümü sırasında gelmiş olmalarına rağmen yüzlerini kesmemiş olmaları yas törenine uymamıştır.

Sonuç

Sonuç olarak Türk Kağanlığı, taraf olduğu Doğu Roma–Sasani savaşlarında pragmatik bir tavır sergileyerek taraflarını çıkarlarına göre belirlemiştir. Esasen her iki ittifakı ortaya çıkaran ve bitiren sebepler İpek Yolu ve ticari etkenlerdir.

Ak Hun Devleti’nin yıkılması ya da Sasanilere karşı savaşın Doğu Roma ile beraber yapılması İpek Yolu’nun güzergahı ve gelirleri ile doğrudan ilişkilidir. Ticaretin, ticari faaliyetlerin, transit gelirlerinin sadece yerleşikler için değil göçebe milletler için de vazgeçilmez bir kaynak oluşu göze çarpmaktadır.

Kaynakça

GÜÇLÜAY, Sezgin (2009). ‘’Göktürk – Bizans Ticari İlişkileri’’ Türk Dünyası Tarih Dergisi (269): Sayfa 49-54.

BERBER, Oktay. (2017). ‘’Göktürk Dönemi Diplomasisinin Hususiyetleri Üzerine’’ Türk Tarihine Yazılar – II (Prof. Dr. Eşref Buharalı’ya Armağan) (ed. Alparslan Demir, Tuba Kalkan, Eralp Erdoğan) Gece Kitaplığı. Sayfa: 33-46

BOZKURT, Nebi. (2000). ‘’İpek Yolu’’ Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Sayfa: 369-373

REZAEİ, İman (2017). ‘’V.-VII. Yüzyıllarda Bizans-Sâsânî İlişkileri’’ İraniyat Dergisi. Sayfa: 18-31

NASKALİ, Esko (2009). ‘’Sasaniler’’. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Sayfa: 174-176

UYUMAZ, Emine. (2017). ‘’İpek Yolu ve Bizans’’ Toroslardan Tanrı Dağlarına Genel Türk Tarihine Adanmış Bir Ömür Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu’na 75. Yaş Armağanı. (ed. Erman Şan) Sayfa: 145-155

Kitaplar

Aydın, Hatice (2021). “Theophanes Confessor’un Kroniğinde Türkler’’ İstanbul: Kronik Kitap.

TAŞAĞIL, Ahmet (2012). ‘’Gök-Türkler I-II-III’’ Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.

TAŞAĞIL, Ahmet (2020). ‘’Kök Tengri’nin Çocukları’’. İstanbul: Bilge Kültür Sanat.

KAFESOĞLU, İbrahim (2021). ‘’Türk Milli Kültürü’’. İstanbul: Ötüken Yayınları

1 Birbirine sınır olan iki Arap devleti olan Kassani ve Hire Devleti Nayre Bölgesi yüzünden tartışma halindeydiler. Roma’ya taraf olan Kassaniler’e karşı Hire Devleti Sasanilerden yanaydı. İki devletin polemikleri 540 yılında Roma İmparatorluğu ve Sasanilerin savaşına döndü. Ayrıca Roma’nın müdahale ettiği batıdaki Ostrogotlar kabileleri de Sasanilerden destek talep etmişti (Reazai, 2017: 22). Tüm bu nedenler Sasani – Roma Savaşının fitilini ateşlemişti. Roma Ordularının batıdaki meşguliyetinin farkında olan Hüsrev barışı bozarak Roma topraklarına girmiş, Antakya’yı dört günlük kuşatma sonucu fethetmiş ve yağmalamıştı. 539-540 yıllarında süren bu savaş her iki devlete de bir fayda getirmemiştir.

2 Bkz: Rum Suresi